Depremde Kaybolan Yakınlarımız için Ölüm Kararı

Depremde Kaybolan Yakınlarımız, Ölüm Karinesi ve Gaiplik Kararı

Avukat Zeynep Koylan

KOYLAN Hukuk Bürosu

Depremde Cenazesi Bulunamayan Vatandaşlarımız ve Hukuki Statüleri

Yaşanan büyük depremin ardından vefat eden vatandaşlarımızın cenazeleri enkaz kaldırma çalışmalarının hızlı yapılması sebebiyle bulunamaz bir hale geldi.  Toplu ölümlerin olması halinde Vali veya Kaymakamlarca görevlendirilecek memurlarca ölenlerin kimlikleri tespit edilir.

Kimlik tespitinin yapılması mümkün olmadığı takdirde;

Mülki İdare Amirince görevlendirilecek kişilerce ölenlerin fotoğrafları çektirilerek özel bir dosyada muhafaza edilir. Olaya adli makamlarca el konulmuş ise bu makamlarca yaptırılan tespitten yararlanarak ölenlerin kimlikleri ve nüfusta kayıtlı oldukları yer iki örnek halinde listeye geçirilir, görevlilerce imzalanır, ölüm tutanağı düzenlenmek üzere listeler o yer ilçe nüfus müdürlüğüne teslim edilir. İlçe nüfus müdürlüğünün hasar görmüş olması halinde düzenlenmiş olan listelerle ilgili olarak Bakanlıklarca verilecek teslimata göre işlem yapılır.

Bir kimse, ölümüne kesin gözle bakmayı gerektiren durumlar içinde ortadan kaybolursa, cesedi bulunamamış olsa bile o yerin en büyük Mülki İdare Amirinin emri ile kütüğe ölüm kaydı düşülür.

Ölümüne Kesin Gözle Bakılanların Tescili

Ölümüne kesin gözle bakılacak haller içinde kaybolan ve cesedi de bulunamayan kimselerin eşi, altsoyu ve üstsoyu ile kardeşleri, bunların yokluğu halinde mirasçıları tarafından herhangi bir nüfus müdürlüğüne yazılı olarak başvurmaları gereklidir. Sözü edilen yazılı başvuru sırasında varsa, iddiayı kanıtlayacak ilgili makamlardan alınacak resmi belgeler ya da olayın meydana geldiği yerdeki kurumlardan alınacak resmi belgeler de dilekçeye eklenir. Herhangi bir resmi belge verilmemişse iddianın belgelendirilmesi istenir.

Ölüm Tehlikesi ile Kaybolan Kişilerin Gaipliği;

İddia delillerle tam desteklenemez haldeyse delillerin eksik kalması sebebiyle ölüm belgesi verilmediği durumlarda, kişiler, yakınlarının ölüm tehlikesiyle kaybolmasından sonra gazeteye ilan vermeli, ve kişiyi aramalıdır. 

Bu üzücü durumda akrabalarını bulamayan ve cenazesini defnedemeyen vatandaşlarımızın, ölüm tehlikesi içinde kaybolan akrabalarının hukuki işlemlerini tamamlayabilmek için, gaip kişinin son yerleşim yerinde yer alan Sulh Hukuk Mahkemesi’nde gaiplik kararı aldırması gerekmektedir. Kişi orada yaşamıyor ancak ziyaret etmiş olabilir, kısa süreliğine kalıyorken göçük altında kalmış olabilir, kişinin ölümünün tespiti Mülki İdare Amiri tarafından yapılmamışsa, var olan delilleri Nüfus Müdürlüğü Ölüm belgesi verilmesi için eksik görüyorsa, gaiplik kararı alınmalıdır.

Ölüm tehlikesi ile kaybolma ve gaiplik;

Gaiplik kararı için, gaip kişinin mirasçıları, vasiyet alacaklıları, ve hakları gaiplik kararına bağlı kişiler veyahut hiç kimsesi yoksa devlet mahkemeye başvurabilir.

  1. Ölümüne olası gözle bakılacak tehlike içinde kaybolması; bu kişinin kaybolmasından itibaren bir yılın geçmesiyle, ilgili kişilerin talebi üzerine Sulh Hukuk mahkemesi gaiplik kararı vermektedir.
  2. Mahkeme, gaipliğine karar verilecek kişi hakkında bilgisi bulunan kimseleri, belirli bir sürede bilgi vermeleri için usulüne göre yapılan ilânla çağırır. Bu süre, ilk ilânın yapıldığı günden başlayarak en az altı aydır.
  3. Gaipliğine karar verilecek kişi, ilân süresi dolmadan ortaya çıkar veya kendisinden haber alınırsa ya da öldüğü tarih tespit edilirse gaiplik istemi düşer.
  4. Eğer bu verilen ilandan, sonuç alınamazsa, mahkeme gaipliğe karar verir ve ölüme bağlı haklar, aynen gaibin ölümü ispatlanmış gibi kullanılır.

Aile ve yakın çevremizin, depremde göçük altında kalarak ölüm tehlikesiyle kaybolması halinde aklımıza gelecek en son şey miras olsa da, mülki idare amiri veya nüfus müdürlüğü tarafından kişinin öldüğü belgelendirilemiyorsa, ölüm tehlikesiyle kaybolma sebebiyle gaiplik davası açılmalıdır.

Depremzede vatandaşlarımıza yardımcı olabilmek adına aşağıda mahkemeye yapacağınız dilekçe örneğine ulaşabilirsiniz. Lütfen ölüm tehlikesiyle kaybolmasının ardından 1 sene sonra davayı açtığınızdan emin olun, aksi takdirde gaiplik için yeterli şartların oluşmaması sebebiyle mahkeme ret kararı verebilir.

(Buraya tarih ekleyin)

 

GAZİANTEP SULH HUKUK MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE;

(Gaip kişinin son yerleşim ilini yazın) 

İSTEMDE BULUNAN : (DAVAYI AÇAN KİŞİNİN ADI VE TCK’SI (bu kişinin davayı açmakta hukuki yararı bulunmalıdır).

Adres:(DAVAYI AÇANIN ADRESİ)

KONU : Gaiplik kararı verilmesi istemimizi içerir.

AÇIKLAMALAR :

Babam (isim soyisim, TCK842274XXXXXX), 06.02.2023 tarihinde meydana gelmiş deprem felaketinde yıkılan, Gaziantep Şehit Kamil Mahallesi (açık adres yazılmalıdır) Bahar Apartmanında oturan arkadaşı Yaşar Halil’in yanına 1 hafta süreyle kalmak için gitmişti. Depremde ziyarete gittiği ve kaldığı bina yıkıldı, arama kurtarma çalışmaları sırasında alt katlarda olduğu için bulunamadı, enkaz kaldırma çalışmaları sırasında da cenazesi bulunamadı. Orada oturmadığı için Kaymakamlık, yetersiz delil sebebiyle öldüğüne ilişkin bir belge vermedi.Babam, depremden önceki gün bizimle telefonda konuşmuş, arkadaşının evinde olduğunu beyan etmiştir. Kaldığı binanın yıkılmasının ardından cenazeye ulaşamadığımızdan hakkındaki hukuki işlemleri gerçekleştiremiyoruz. Ulaşamadığımız zamandan beri gazetelere verilen ilanlara rağmen 1 senedir kendisinden herhangi bir haber alamadık, öldüğüne kesin gözle bakmaktayız. Ölüm tehlikesiyle kaybolduğundan mirasçılık belgelerimizi edinebilmek için gaiplik kararı alınmasını talep ediyoruz.

(bu bölümde mevcut duruma ilişkin ayrıntılar verilebilir)

Yukarıda açıklanan nedenlerle gaiplik kararı almak üzere mahkemenize başvurmak zorunluluğu doğmuştur.

HUKUKİ NEDENLER : TMK, HMK, ilgili yasal mevzuat.

HUKUKİ DELİLLER : Nüfus Kayıtları, Arama Ekibi Raporları, Yetkili Makam Açıklaması, Binanın yıkıldığına dair fotoğraflar, vs.

SONUÇ VE İSTEM : Yukarda açıkladığım nedenlerle, babam … … hakkında gaiplik kararı verilmesini arz ve talep ederim…./…/…(tarih)

İSİM SOYİSİM

İMZA

İşbu dilekçeyle Sulh Hukuk Mahkemesi önbüroya gidilerek harç ve masrafı yatırıp evrak kaydı yaptırıldığında dava açılmış olacaktır. 

Kaynak: Medeni Kanun Mevzuat.gov.tr üzerinde inceleyin

Yazıyı Paylaş
İlginizi Çekebilir

Geri Gönderme Merkezi Nedir?

Geri Gönderme Merkezi Nedir?

Avukat Zeynep Koylan

KOYLAN Hukuk Bürosu

6458 Sayılı YABANCILAR VE ULUSLARARASI KORUMA KANUNU gereği yabancıların, Türkiye’ye giriş, ülkede kalış ve çıkış süreçlerinde uygulanacak hukuk hüküm altına alınmıştır. Yabancıların, T.C. kanunlarına uymaları, gerekli izinleri almak için yükümlülüklerini yerine getirmeleri halinde esas olan yabancıları yerine göndermenin yasak olduğudur. Ülkeye sığınmış insanların, işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye tabi tutulacağı veya ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi fikirleri dolayısıyla hayatının veya hürriyetinin tehdit altında bulunacağı bir yere gönderilemeyeceği kanunla koruma altına alınmıştır.

Ancak yabancılar hakkında, aşağıda sayılı haller kapsamında sınır dışı etme kararı alınabilir.

54- Sınır dışı etme kararı alınacaklar; 

  1.  TCK 59 kapsamında, İşlediği suç nedeniyle hapis cezasına mahkûm edilen yabancı, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezasının infazına veya koşullu salıverilmesine karar verildikten ve her halde cezasının infazı tamamlandıktan sonra, durumu, sınır dışı işlemleriyle ilgili olarak değerlendirilmek üzere derhal İçişleri Bakanlığına bildirilir.
  2.  Terör örgütü yöneticisi, üyesi, destekleyicisi veya çıkar amaçlı suç örgütü yöneticisi, üyesi veya destekleyicisi olanlar 
  3.  Türkiye’ye giriş, vize ve ikamet izinleri için yapılan işlemlerde gerçek dışı bilgi ve sahte belge kullananlar 
  4. Türkiye’de bulunduğu süre zarfında geçimini meşru olmayan yollardan sağlayanlar
  5. Kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından tehdit oluşturanlar
  6. Vize veya vize muafiyeti süresini on günden fazla aşanlar veya vizesi iptal edilenler
  7. İkamet izinleri iptal edilenler
  8.  İkamet izni bulunup da süresinin sona ermesinden itibaren kabul edilebilir gerekçesi olmadan ikamet izni süresini on günden fazla ihlal edenler
  9. Çalışma izni olmadan çalıştığı tespit edilenler 
  10. Türkiye’ye yasal giriş veya Türkiye’den yasal çıkış hükümlerini ihlal edenler ya da bu hükümleri ihlale teşebbüs edenler
  11.  Hakkında Türkiye’ye giriş yasağı bulunmasına rağmen Türkiye’ye geldiği tespit edilenler
  12.  Uluslararası koruma başvurusu reddedilen, uluslararası korumadan hariçte tutulan, başvurusu kabul edilemez olarak değerlendirilen, başvurusunu geri çeken, başvurusu geri çekilmiş sayılan, uluslararası koruma statüleri sona eren veya iptal edilenlerden haklarında verilen son karardan sonra bu Kanunun diğer hükümlerine göre Türkiye’de kalma hakkı bulunmayanlar
  13.  İkamet izni uzatma başvuruları reddedilenlerden, on gün içinde Türkiye’den çıkış yapmayanlar 
  14. Uluslararası kurum ve kuruluşlar tarafından tanımlanan terör örgütleriyle ilişkili olduğu değerlendirilenler. 

Uygulamada, her soruşturmaya dahil olmuş yabancı hakkında TCK 59 kapsamında İçişleri Bakanlığı’na haber verildiğinden, aniden şahısların sınırdışı edilmek üzere Geri Gönderme Merkezi’ne gönderildiği gözlemlenmektedir. Bu uygulama, henüz yargılama yapılmamışken kolluk tarafından aceleyle hatalı bir biçimde uygulanmaktadır. Sınırdışı kararı verilmeyecek şahıslar dahi haklarında bir idari gözetim kararı olmaksızın Geri Gönderme Merkezleri’ne gönderilmektedir. Geri Gönderme Merkezleri telefonla aranamamakta, avukat olmayan vatandaşlar içeri alınmamaktadır. Bu sebeple bu tür bir karışıklık çıkması halinde acilen bir avukatın göç idaresinden bilgi alarak süreci yönetmesi gerekmektedir.

  • Hakkında sınır dışı kararı verilecek yabancılar, kolluk tarafından yakalanmaları hâlinde, haklarında karar verilmek üzere derhâl valiliğe bildirilir, 48 saat içinde valilik sınır dışı etme kararını değerlendirir
  • Hakkında sınır dışı etme kararı alınanlardan; kaçma ve kaybolma riski bulunan, Türkiye’ye giriş veya çıkış kurallarını ihlal eden, sahte ya da asılsız belge kullanan, kabul edilebilir bir mazereti olmaksızın Türkiye’den çıkmaları için tanınan sürede çıkmayan, kamu düzeni, kamu güvenliği veya kamu sağlığı açısından tehdit oluşturanlar hakkında valilik tarafından idari gözetim kararı alınır ya da 57/A maddesi uyarınca idari gözetime alternatif yükümlülükler getirilir. 
  • Hakkında idari gözetim kararı alınan yabancılar, yakalamayı yapan kolluk birimince geri gönderme merkezlerine kırk sekiz saat içinde götürülür.

Geri gönderme merkezlerindeki idari gözetim süresi altı ayı geçemez. İdari gözetim valilik tarafından her ay düzenli olarak değerlendirilir. 

Yabancı hakkında idari gözetim veyahut sınırdışı kararı alındığında ve bu karar tebliğ edildiğinde, idari gözetim kararına karşı sulh ceza hâkimine başvurulur. Yapılan başvuru idari gözetimi durdurmaz.

Yabancının bir avukatla değil, kendi başına hareket etmesi ve itiraz dilekçesi yazması ve idaredeki memurlara verilmesi hâlinde, dilekçe yetkili sulh ceza hâkimine derhâl ulaştırılır, sulh ceza hâkimi incelemeyi beş gün içinde sonuçlandırır.

Sulh ceza hâkiminin kararı kesindir. Bu kararlara itiraz edilemez.

İdari gözetim altına alınan kişi veya yasal temsilcisi ya da avukatı, idari gözetim şartlarının ortadan kalktığı veya değiştiği iddiasıyla yeniden sulh ceza hâkimine başvurabilir. 

  • Hakkında kesinleşmiş sınır dışı kararı verilen yabancıların seyahat masrafları kendilerince karşılanır.  Yabancının mevcut parası sınır dışı seyahat masraflarının tamamını karşılamaya yetiyorsa sınır dışı seyahat masrafları yabancının mevcut parasından karşılanır ve artan tutar kendisine bırakılır.
  • Yabancının hiç parası yoksa seyahat masraflarının tamamı Genel Müdürlükçe karşılanır.
  • Yabancının mevcut parası seyahat masraflarının tamamını karşılamaya yetmiyorsa; Seyahat masrafları Genel Müdürlükçe karşılanır ve yabancının mevcut parasının Genel Müdürlükçe her mali yıl başında belirlenen sınır dışı edilecek yabancıların temel
    gereksinimlerini karşılamaya yetecek tutar kadar kısmı kendisine bırakılarak artan kısmı seyahat masrafları karşılığında Hazineye gelir kaydedilir.
  • Yabancının mevcut parası temel gereksinimlerini karşılamaya yetecek tutarın altındaysa seyahat masrafının tamamı Genel Müdürlükçe karşılanır ve mevcut parası kendisine bırakılır. Masraflar geri ödenmediği sürece, yabancıların Türkiye’ye girişine izin verilmeyebilir. Genel Müdürlük sınır dışı işlemleriyle ilgili olarak uluslararası kuruluşlar, ilgili ülke makamları ve sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği yapabilir.
  • Yabancıların pasaportları veya diğer belgeleri, sınır dışı edilinceye kadar tutulabilir ve sınır dışı işlemlerinde kullanılmak üzere biletleri paraya çevrilebilir.
  • Gerçek veya tüzel kişiler, kalışlarını veya dönüşlerini garanti ettikleri yabancıların sınır dışı edilme masraflarını ödemekle yükümlüdür. Yabancıyı izinsiz çalıştıran işveren veya işveren vekillerinin, yabancının sınır dışı edilme işlemleri konusundaki yükümlülükleri hakkında 4817 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü uygulanır.
  • Gönüllü geri dönüş halinde hakkında sınır dışı etme kararı alınmış ve menşe ülkesine gönüllü olarak geri dönmek isteyen düzensiz göçmenlerden Genel Müdürlüğün uygun gördüğü kişilere ayni veya nakdi destek sağlanabilir.

Geri gönderme merkezlerine telefon ile ulaşılamamaktadır. Bilgi almak pratikte çok zor olduğundan, bir avukatın gitmesi, dilekçe ile bilgi alması ve vekaletname aldıktan sonra hakkında işlem yapması gerekmektedir.

Av. Zeynep Koylan

Kaynakça: 6458 Sayılı Kanun, 5237 Sayılı Kanun

Yazıyı Paylaş
İlginizi Çekebilir

Depremzede Çocukların Korunması

Depremzede Çocukların Sosyal Hizmetler Korumasına Alınması

Avukat Zeynep Koylan

KOYLAN Hukuk Bürosu

DEPREMZEDE AİLELER VE ÇOCUKLARINA YÖNELİK KORUMA ESASLARI

Depremden zarar gören aileler ve göçük altında kalan çocuklar, engelliler ve ihtiyacı olan yaşlılar sosyal hizmetler tarafından korunmaya alınır. Zarar gören çocukların aileleri vefat etmiş veya yaralanarak çocuklara bakabilecek durumda değilse, sosyal hizmetlerin koruması kapsamında engelliler, korunmaya ihtiyacı olan çocuklar ve bakıma muhtaç yaşlıların korunması, mevzuat dahilinde sağlanır. Sosyal hizmet programlarının uygulanmasında korunmaya ihtiyacı olan çocuk, ihtiyacı olan engelli ve ihtiyacı olan yaşlıya öncelik tanınır.  Korunmaya,bakıma ve yardıma ihtiyacı olan kişilere hizmet sunumu insan haysiyet ve vakarına yaraşır şekilde yerine getirilir.

Doğal afetlerde sosyal hizmetlerin görevleri;

Ayrıca doğal afetler söz konusu olduğunda sosyal hizmetlere , ile Doğal afetlerde ulusal ve uluslararası sosyal hizmet kurum ve kuruluşlarıyla birlikte hareket edilmesi ve acil kurtarma ve yardım çalışmalarının etkili şekilde yürütülmesi amacıyla gerekli her türlü tertip ve tedbirin alınması görevi verilmiştir.

“ Doğal afet bölgelerinde afetzedelere yönelik sosyal hizmet müdahaleleri için gerekli öncü, geçici ve sürekli ekipler, Kurum Genel Müdürünün onayıyla kurulur. Bu ekipler ile diğer Kurum personelinin düzenli bir eğitim programından geçirilmesi için gerekli bütün önlemler alınır. Afet bölgesinde görevlendirilen personelin, hizmetin gerektirdiği ihtiyaçları karşılanır.”

Doğal afet bölgelerindeki ilçe sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarının mütevelli heyetlerine, ilçe sosyal hizmetler müdürü, mütevelli heyeti üyesi olarak katılır. Bu vakıflarda afet çalışmaları süresince, sosyal hizmet uzmanları istihdam edilebilir.

Mevzuatta yer alan hükümler kapsamında sosyal hizmetlere afetler söz konusu olduğunda sırasıyla;

  1. Sosyal Hizmetler Kurum genel müdürünün onayıyla afetlere yönelik sosyal hizmet organizasyonu oluşturulması,
  2. İstihdam edilecek personel dahil tüm personellerin ihtiyaçları devletçe karşılanması
  3. Acil kurtarma yardım çalışmalarında bakıma muhtaç kişilerin tespiti,
  4. Kişilerin tespitinin ardından Kurumca gerekli belgelerin düzenlenmesi,
  5. Korunması gereken kişilerin tespitinin ardından çocukların reşit oluncaya kadar sosyal hizmet kuruluşlarında bakılıp yetiştirilmeleri ve bir meslek sahibi edilmeleri hususundaki gerekli tedbir kararının yetkili ve görevli mahkemece alınması gerekir.
 

Mahkemece korunma kararı alınan korunmaya ihtiyacı olan çocuğun bakımı ve yetiştirilmesi, bakım için kurulmuş kuruluşlarda olduğu kadar Kurumun denetim ve gözetiminde bir “Koruyucu Aile” tarafından da yerine getirilebilir.  Koruyucu aileye, korunmaya ihtiyacı olan çocuğun bakımı ve yetiştirilmesine karşılık olarak ikinci fıkra kapsamında ödeme yapılabileceği gibi koruyucu aile bu işi gönüllü olarak da üstlenebilir.

Bu kapsamda depremden etkilenen bakıma muhtaç kimseler öncelikle kurumca yetkilendirilmiş görevlerce tespit edilecek ve mahkeme kararı ile korunma altına alındıktan sonra, reşit oluncaya/okullarını bitirinceye dek devlet korumasına alınacak, beslenmeleri, eğitimleri, barınmaları ve korunmaları sağlanacaktır.

İlgili Kanun Metinleri:

Görsel Referansı

 

Yazıyı Paylaş
İlginizi Çekebilir